AKSEL TOPALYAN: ‘BU CEMAAT 2500 ÖĞRENCİYİ TAMAMEN ÜCRETSİZ OKUTAMAZ.’

Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Aksel Topalyan son basın toplantısında, Türkiye Ermenilerinin toplumsal yaşamına dair önemli gözlemler dile getirdi. Bu bütünün içerisinde cemaat eğitim kurumlarıyla ilgili saptamaları gerçekten dikkate değerdi. Başkan Topalyan şöyle diyor: ‘Bu cemaat 2500 öğrenciyi tamamen ücretsiz okutamaz.’

Eğitim kurumlarının bütçe açıkları uzun zamandır cemaatin gündeminde. Toplumun her kesiminde büyük tartışma konusu. Bir taraftan verimsizlik diğer taraftan büyük masraf. Bu büyük dengesizliğin sürdürülebilir olmadığı aşikâr ancak toplumdaki genel dağınıklık somut adımların atılması yolunda en büyük engel.

Aksel Topalyan’ın son çıkışı kuşkusuz akla ERVAB Başkanı Bedros Şirinoğlu’nun, yıllardan beri sürdürdüğü uyarıları getirmekte. Başkan Şirinoğlu, mevcut öğrenci sayısına kıyasla okul sayısının fazla olduğunu her düzlemde tekrarlamakta. Rasyonel bir yol tutmanın gerekliliğinin altını çizmekte. Bedros Şirinoğlu bu tutumla cemaat yaşamında yıllardan beri yıpratılmakta. Haklı ya da haksız olmaktan öte, konunun sağlıklı bir şekilde irdelenmesi bakımından yönetsel bir irade sergilenmemekte.

Şimdi Aksel Topalyan’ın ifadeleri de aynı sorunlu noktaları işaret etmekte. Basın toplantısındaki açıklamalara göre, Esayan Okulunda öğrenci başına bir yılda 400 bin lira civarında yatırım yapılmakta ancak toplam veli bağışlarının ortalaması bu masrafın sadece 13 bin lirasına karşılık gelmekte. Topalyan bu nesnel veriyi yorumlarken, cemaatte ister istemez ortaya çıkan adaletsizliklerden de yakınmakta.

Son basın toplantısında günyüzüne çıkan dikkat çekici bir durum var: Toplum içerisinde aynı yerde durmasalar da, çözüm için farklı yöntemler öngörseler de, Şirinoğlu ve Topalyan’ın sorunlara koyduğu tanı büyük oranda örtüşmekte. Bu çok etkili noktalarda bulunan başkanların sesi neden taşı yerinden oynatmak için yeterli olmuyor? Nedeni çok basit. Nitekim Şirinoğlu’nun yüksek sesle ifade ettiği ve Topalyan’ın doğru söylediğinde hemfikir olduğu ‘büyük suistimaller’ cemaati paralize etmiş durumda. Herkes kendi köşesinde üç maymunu oynamayı sürdürmekte, herkes kendi hesabının peşinde.

İşin kötüsü, özellikle okullarla ilgili bütçe sıkıntılarında söz dönüp dolaşıp toplumsal sorumluluk anlayışının eksikliğine getirilmekte. Bu belki de en tehlikelisi çünkü toplumsal sorumsuzluk temelde sistemsizlik ve denetimsizlikten doğar. Sağlıklı yönetilen bir toplulukta, bireylerin sorumsuzluk ve yöneticilerin suistimal olasılığı çok düşük olur ve genele etki etmeden ortadan kalkar. Onun ötesinde yöneticilerin toplumsal sorumluluk eksikliğinden şikayet etmesi abesle iştigaldir. Yöneticinin, yönetmesi gereken topluluğu yönlendiremediği, yönetemediği izlenimi doğurur.

Şirinoğlu ve Topalyan gibi isimler kuşkusuz kendi icraat dönemlerinde ortalamanın hayli üzerinde başarı kaydetmiş başkanlar. Ancak bireysel kapasite ve performansları ne yazık ki toplumu kaostan çıkartmaya yetmiyor.

Büyük resme bakıldığında odaklanılması gereken nokta belki de şu: İnsanların, Ermeni okuluna kurum olarak bir misyonun gerçekleştiği yapı gözüyle bakması gerekirken, bugün Ermeni okulu dendiğinde herkes binalara tapan bir durumda. Eğitim kurumlarıağının verimsizliği kimsenin derdi değil. Cemaat okulu dendiğinde temelde ima edilen şey Ermenice’nin; kimlik, dil, kültür ve inanç boyutuyla aktarımı olmalıdır. Bunun dışındaki her şey başka yerde, ortamda ziyadesiyle bulunabilir. Bunu itememe özgürlüğüne herkes sahiptir. Bunu istemeyen çocuğunu başka ortamda eğitime tabi tutmalıdır. Yöneticinin görevi, kendi ukdesindeki eğitim kurumunun dejenerasyonuna mahal vermemektir. Bugünkü tablo taban tabana zıt. Yönetsel erk, genel tutum olarak sistemi bilinçli olarak dejenere etmiş durumda. Okullar işlevinden uzaklaştırılmış, içi boşaltılmıştır. Yöneticiler velilerin öğrenciler için para ödemediğinden şikayet ederken, okullarda öğretilemeyen Ermenice meselesine sıra geldiğinde, o şikayetçi oldukları velilerin tercihlerinin arkasına sığınmakta. Patrikhane’yse, bu durumu zamanın kaçınılmaz etkisi olarak nitelendirerek âdeta her şeyin üzerine tüy dikmekte.

Artık herkes zaten minarenin kılıfa sığmadığının farkında. Toplumun panoraması, ‘büyük suistimaller’ ortamında bir iflas yaşadığını net olarak yansıtmıyor mu? Vasatlık ortak paydasında birbirini aklayanların kumpanyası bakalım daha ne kadar sürecek?

ARA KOÇUNYAN

Ուրբաթ, Ապրիլ 17, 2026