PASKALYA YORTUSUNA BAŞKAN BEDROS ŞİRİNOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI DAMGA VURDU: CEMAATTE BÜYÜK SUİSTİMALLER VAR! (1)
Paskalya yortusu vesilesiyle Kumkapı’da düzenlenen bayramlaşma toplantısı bu yıl öncekilerden çok daha farklı bir ortamda cereyan etti. ERVAB ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Bedros Şirinoğlu açıklamalarıyla toplantıya damga vurdu. Başkan Şirinoğlu’nun dillendirdiği iddialar; Türkiye Ermeni toplumunun kirli çamaşırlarını gün yüzüne çıkartan, yozlaşmışlığın boyutlarını gözler önüne seren mahiyetteydi. Şirinoğlu’nun ‘Büyük suistimaller var.’ ifadesi adeta bomba etkisi yarattı.
Şirinoğlu toplantıda öncelikle Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ndeki yeniliklerden söz etti. Son düzenlemelere uygun olarak yangına karşı korunma sisteminin tamamen yenilendiğini anlattı. Onkoloji, kardiovasküler cerrahi, radyoloji ve başka önemli dallarda hastanede çok yakında, hayli iddialı düzeyde hizmet üretilmeye başlanacağının altını çizdi. Bunlar için yapılan ciddi yatırımları anlattı. ‘İstiyorum ki bir an önce seçim olsun. Ben de kurtulayım, cemaat de kurtulsun.’ sözü hayli dikkat çekiciydi. Tüm bunlara devamen hastane vakfının son derece şeffaf olduğunu, her yıl düzenli olarak bilançosunu sunduğunu ve her an, herkese hesap verebilecek durumda olduğunu söyledi.
Buraya kadar her şey iyi gidiyordu ancak Başkan Şirinoğlu aynı şeffaflığı cemaatin diğer vakıflarından, toplumun diğer kurumlarından da beklediğini ifade ettiği noktadan itibaren, bayramlaşma toplantısı tamamen farklı bir mecrada seyretmeye başladı. Buluşmanın devamında, çeşitli aşamalarda söz alan Şirinoğlu’nun gündeme getirdiği çarpıcı iddialar ana hatlarıyla şöyle:
- Cemaat vakıfları, kendi ukdelerindeki taşınmazları kiraya verirken, resmi kontratlarda aldıkları kira bedellerini eksik göstermekteler.
- Yaklaşık 600 çalışan istihdam etmiş olan hastanenin ve çalışan sayısı kıyaslanamayacak kadar az olan okulların kıdem tazminatı yükünün arasında şaşırtıcı bir şekilde az fark var. Bu yöneticilerin beceri eksikliğidir.
- Örneğin Kapalıçarşı’da, hastane emlaklarını 20 milyon lira civarında bedelle kiralarken, başka vakıfların aldığı kira bedelleri 40-50 bin lira düzeyinde gözükmekte.
- Vakıf yönetim kurulları, bünyelerindeki okulların öğretmen maaşlarını eksik göstermekte.
- Vakıf yönetim kurulları, bünyelerindeki fakirler kollarına kayıtlı cemaat üyelerinin tedavisi için, Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ne yüzde 25 pay ödememek için ya hastaları sahipsiz bırakmakta ya da devlet hastanelerine yönlendirmekte.
- İlgili makamlar tarafından bir kontrol yapılacak olursa, toplum inanılmaz düzeylere ulaşabilecek cezalar ödemek zorunda kalabilir.
Aslında bundan çok daha gergin ortamda tezahür eden bayramlaşma toplantıları da pek çok kişinin belleğinde tazeliğini korumakta ama bu kez öne sürülen iddiaların ciddiyeti gerçekten daha öncekilerle kıyaslanabilecek gibi değil.
Toplumun bir numaralı sivil yöneticisi olan, çalışmalarını ‘cemaat başkanı’ iddiasıyla yürüten Şirinoğlu’nun ağzından cemaatte ‘büyük suistimaller’ olduğuna dair ifadeler çıkması herkeste soğuk duş etkisi yarattı.
İstanbul Ermeni toplumunda, seçilmiş sivil vakıf yöneticilerinin, hele hele bugünkülerin hayli pişkin olduğu herkesin malumudur. Onlar, bir şekilde Vakıflar’la düzenlerini belli eksene oturtup, devamında cemaat yaşamında karşılaştıkları sorunlar bağlamında sallabaşlık yapmakta çok mahirdir. Nitekim yine aynı şiarla bazıları, bayramlaşma toplantısının bu konulara girmenin yeri olmadığını söyledi, bazıları şöyle hafiften bir efelenip ortamı terk eder gibi yaptı, bazıları Şirinoğlu’nu bu iddialarla kimi kastettiğini açıkça söylemeye davet etti. En sonundaysa bazıları, dua edelim diyerek tartışmayı durdurdu ama dua etme isteğine karşın, geleneksel Paskalya ilahisi bile okunmadan herkes Kumkapı’dan hızlıca ayrıldı.
Şirinoğlu’nun bu sözleri aslında yenilik değil. Uzun zamandır bunları neredeyse herkese anlatıyor. Ermeni toplumunun sivil yöneticileri, zaten genelde aralarındaki ilişkileri ya da nüfuz mücadelelerini dedikodu mekanizmasıyla yürütüyor. Bunlar herkesin bildiği ve bu toplumun genelinde, artık usanmışlıktan öte tiksinti yaratma noktasına ulaşan durumlar. Ama bugün artık bir farklılık var: Başkan Şirinoğlu bu noktadan itibaren çok daha büyük bir sorumlulukla karşı karşıya. Şirinoğlu, kendisini isim vermeye davet edenlere şu karşılığı verdi: ‘Ben isim vermem, verirsem ortalık karışır.’ Bir de bunun üzerine bu iddiaları basının araştırması gerektiğini söyledi.
Ortalık zaten yeterince karışmış olduğu için Bedros Şirinoğlu’nun konuşmaktan kaçınacağı ya da daha somut adresler göstermekten imtina edeceği pek bir durum yok aslında.
Dahası da var. Yaklaşık yirmi yıldır Şirinoğlu’na Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı gömleği dar geldi. O vizyoner, mükemmelliyetçi ve iddialı bir lider olarak kendisini hep cemaat başkanı olarak gördü. Haklı olduğu zamanlar ya da argümanlar da vardı. Nesnel resmin bize gösterdiği şudur: Bedros Şirinoğlu’nun hastane başkanı ve cemaat başkanı olarak kaydettiği başarılar dengede değil. Hastane kısmı çok ağır basıyor. Eğer Şirinoğlu fahri cemaat hizmetinin bu son düzlüğünde, söz konusu dengeyi değiştirme niyetindeyse, bu noktadan sonra artık susamaz. Eğer susarsa bugüne dek olduğu kadar bile cemaat başkanı olamaz. Ama eğer bu iddiaların arkasında durursa, on yıllarını ve her şeyini seferber ettiği bu toplumun toksik ortamında yeniden temiz hava solumak mümkün olabilir.
Bunun ötesinde Başkan Şirinoğlu’nun topu basına atması da abesle iştigaldir. Öncelikle basının rolü savcılık yapmak değil kuşkusuz. Kaldı ki bugün toplumsal yaşamda işlevine bağlı basın sistematik olarak saf dışı edilmekte, örselenmekte. Şirinoğlu, göreve çağırdığı basına neden ERVAB toplantılarının kapısını kapattığını açıklayabilir mi? Birbirini aklayan sivil cemaat yöneticileri, modern yöntemlerle kamuoyu yaratma görüntüsü altında, bilinçli olarak sosyal medya fenomenlerine toplumun ortak aklını zehirletirken; Şirinoğlu’nun, her birisi kendi sıcak köşesinde gayet mutlu barınan basın organlarını göreve davet etmesi gerçekten tam bir kara mizah ürünü.
Başkan Şirinoğlu çevresini bir an önce goygoyculardan temizlemeli ve kendisine güvenenlerle, daha kararlı ve tutarlı tavırlarla bu süreci yürütmeli.
Bir sonraki bayramlaşmada umarız neyin, nerede, nasıl ve ne zaman konuşulacağına dair belli bir anlayış birliği maya tutmuş olur.
ARA KOÇUNYAN